Ben Giderken
Sesli Dinle
Oku…
Hattatın nefesle fakirin yüzüne nakşettiği derin kitabeyi,
Mülkü çok olanın hakkâk yontar;
Şerh edemediğin yüzündeki eski alfabeyi.
Gözlerindeki nur ve yüzündeki çizgiler,
Şu koca külliyatın en sahih tefsiri sanki;
Çevrilen her sayfada duyulan o ince çıtırtı,
Yıllanmış eklemlerinin anlaşılmayan sözleri olur.
Şu mülkten ben giderken...
Mürekkepsiz yazılan, okunması zor,
Silik bir yazgıyı nakşeder yüzüne;
Hakkâk yontarken sükûn taşını,
Yüzlerinden tanırsın onları.
Şu mülkten ben giderken...
O vakit ya gök kubben griye çalar,
Yahut seher vaktidir, birazdan güneş doğar.
Nem verir toprağına kuru bir ayaz,
Yahut kokusunu bir senin duyacağın tatlı, serin bir meltem.
Gözlerinden süzülen o çiy taneleri,
Ya gülden esen o kokunun sevincinden,
Ya da göçen kervanın ardından tutulan matemden.
Şu mülkten ben giderken...
Ya gül bahçesinde bembeyaz bir gül daha açar
Gülistanın rengince,
Yahut ürkek, soluk sarıya çalar tenin,
Kazası olmayan cuma vakti girince.
Ya gül ile misk kokar hayat ile demlenmiş son nefesin,
Yahut is ve duman;
Selvi olur, gül kokar bahçen,
Yahut bedendir son liman.
Şu mülkten ben gidince.
Cihan Akçeşme
18 Şubat 2026
.png)